Kapalıçarşı’nın Sahibi Kim? Bir Sorun, Bir Çözüm ve Birçok Sorunlu Yön
—
Kapalıçarşı: İstanbul’un Eski Pazarından Çok Daha Fazlası
Kapalıçarşı’nın sahibi kim sorusu aslında çok basit gibi görünse de, derinlemesine inildiğinde karmaşık bir meseleye dönüşüyor. İster İstanbul’a giden ilk defa bir turist olun, ister yıllardır orada alışveriş yapan biri, Kapalıçarşı’nın hissiyatı oldukça farklıdır. Ama arkasındaki gerçek sahibi kim? Zamanla bir miras halini alan bu pazar, kimin malı? Herkes bir şekilde ‘Kapalıçarşı’ dedikçe, sanki o yer devlete aitmiş gibi bir his uyanıyor insanın içinde. Ama, aslında… değil.
İstanbul’un kalbinde bir tarih parçası olarak var olan Kapalıçarşı, yalnızca bir alışveriş merkezi değil, İstanbul’un sosyal dokusunun bir parçası, bir kültürel miras. Ancak, işin sahibi kim olduğunda işin rengi biraz değişiyor. Türkiye’nin en değerli ve ünlü pazarı, temelde ‘özel’ bir mülkiyete sahip; devletin ve kamu yönetiminin değil. Eğer bugüne kadar Kapalıçarşı’yı sadece bir turistik mekan olarak gördüyseniz, yanıldığınızı anlamaya başlayacaksınız.
Kapalıçarşı’nın Sahibi Kimdir? Aslında Kim Sahip Oluyor?
Kapalıçarşı, bir zamanlar İstanbul’un büyük bir ticaret merkeziydi, bugün ise “tarihî alışveriş merkezi” etiketini taşıyor. Pek çok kişi, bu mekanın devlet tarafından yönetildiğini zanneder. Fakat gerçek şu ki, burası şu an büyük ölçüde bir mülkiyet karmaşası içinde dönüyor. Kapalıçarşı’daki dükkanların çoğunun sahipleri çeşitli kooperatiflere üye olan esnaflar, ancak bu esnaf kooperatiflerinin yönetimi ve denetimi hala çok belirsiz.
Sahiplik tartışmalarına girmeden önce, bu pazarın nasıl işlemesi gerektiğine dair birkaç şey söylemek gerekiyor. Bugün Kapalıçarşı’nın bir kısmı özel sektöre ait, bir kısmı ise İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) tarafından yönetiliyor. Fakat zamanla, bu dükkanların büyük bir bölümü tekelleşmiş ve büyük yatırım gruplarının eline geçmiştir. Yani, “Kapalıçarşı’da bir zamanlar kendi işini yapan esnafın yerini, şimdi büyük sermayenin parmağına batmış şirketler almış.” Gerçekten mi? Evet, bu işin içinde gizli bir el var, ama kimse bunu sesli dile getirmiyor.
Kapalıçarşı’yı turistik bir alana dönüştürenler kimler? Bu soruya herkes farklı bir cevap verir. Kimi için Kapalıçarşı, İstanbul’un tarihî ve kültürel mirasıdır; diğerleri içinse, “tartışmalı bir kâr merkezi”ne dönüşmüş. Yani, bugün turistler ve alıcılar arasında bu kadar büyüyen bir pazar yerinin asıl sahibi kim? İçerideki 4000 dükkanın büyük bir kısmının sahibi, kooperatifin başındaki birkaç büyük iş insanı ve yatırımcı değil mi?
Kapalıçarşı’nın ‘Gizli Sahipleri’
Kapalıçarşı’daki her dükkan, bir zamanlar bağımsız ve özgür bir esnafın malıydı. Ancak zamanla, bu esnafların çoğu büyük sermaye gruplarının eline geçti. Elbette, herkesin işini düzgün yapma hakkı var ama İstanbul’un en gözde alışveriş caddelerinden birinde bu kadar büyük bir yapısal değişiklik olması, tartışmasız bir sorun yaratıyor.
Şimdi, işin esas sorusuna gelelim: Kim aslında Kapalıçarşı’yı yönetiyor? Bunu cevaplarken, tamamen özgür bir şekilde düşündüğümde, şunu söylemek zorundayım: Eğer siz sadece bir turistseniz, “Ah, burada altın almak ne kadar eğlenceli” diyebilirsiniz. Ama İstanbul’un içinde yaşayan biriyseniz, bu sadece bir ticaret değil, aynı zamanda şehir kültürüne ve halkın yaşam tarzına doğrudan etki eden bir olgu.
Yani aslında Kapalıçarşı, hem ticari hem de kültürel olarak tam olarak kimlerin elinde? Esnafın ellerinden alınan bu pazar yeri, gerçekten şehrin simgesi olarak kalmayı başarabilir mi? Yoksa, ne yazık ki, kültürel mirası “ticarileştirerek” İstanbul’un kimliğini kaybetmesine yol açacak mıyız?
Kapalıçarşı’nın Zayıf Yönleri: Modern Kapitalizm Mi, Kültürel Miras Mı?
Bir yerin sahipliği, sadece onu kimin “elinde tuttuğu” ile ilgili değildir. O yerin “gerçek sahibinin” kim olduğuna bakmak, daha önemli bir mesele. Kapalıçarşı’da bugün kaybolan o eski esnaf ruhu, çoğu kişiye göre gitgide daha az belirgin bir hal alıyor. Sadece pazarlık yaparken değil, geleneksel ticaretle ilgili ne varsa hepsi yavaşça kayboluyor. Peki, bunun yerine ne var? Sadece daha fazla AVM tarzı zincir dükkânı ve daha fazla turist.
Her yerin, özellikle de bir kültür ve tarih merkezi olan Kapalıçarşı’nın, sadece ticari amaca hizmet eden bir alana dönüşmesi, en büyük zayıflık. O eski zamanlardaki “esnaf pazarlığı” şuan neredeyse tamamen kaybolmuş durumda. Dükkanlar, pahalı turistik hediyelikler ve antika eşyalara dönüştü. Artık sadece zengin turistlere hitap eden bir alan haline geldi. Hangi esnaf, burada “bizim dükkanımız hala orijinal ve içi dolu” diyebiliyor ki?
Bunun en belirgin zayıf yönü, oradaki ticarileşmenin, halkın o özgür, neşeli alışveriş kültürünü öldürmesidir. Evet, belki bir zamanlar burada el emeğiyle üretilen eşyalar vardı, ancak şimdi herkes bir miktar “globalleşmiş” ürünlere yöneliyor. O zaman burada başka bir soruyu sormak gerek: Kapalıçarşı ne kadar İstanbul’a ait kalacak?
Bir Tartışma Konusu: Kapalıçarşı’nın Geleceği
Kapalıçarşı, gerçekten eski ve otantik havasıyla dikkat çekiyor ama ilerleyen yıllarda belki de sadece bir nostaljik hatıra olarak hatırlanacak. Bugün, her köşe başında bir “geleneksel halı satıcısı” yerine, alışveriş merkezindeki zincir mağazalar gibi dükkanlar görmek, bir nevi paradoks gibi değil mi? Sahi, biz buna “tarihsel değer” diyebilir miyiz? Yoksa her şeyin arkasında sadece daha fazla kar elde etme çabası mı var?
Kapalıçarşı’nın gerçek sahibinin kim olduğunu tartışırken, bunun ne kadar değiştiğini ve “gerçek değer”in kaybolup kaybolmadığını sorgulamalıyız. O eski günlerin özlemi, bir hayale dönüşmeden, buralarda kalmayı başarabilecek mi?
Bu soruları düşünürken, belki de şu şekilde bitirebiliriz: Kapalıçarşı gerçekten İstanbul’un kalbinde mi yaşıyor, yoksa onu yönetenler “kendi işlerini” yapmak için burada mı? Bunu zaman gösterecek.