İçeriğe geç

Memleket özlemi neden olur ?

Memleket Özlemi Neden Olur?

Kayseri’de büyüdüm. O şehri, dağları, vadileri, taş duvarları ve sıcakkanlı insanları ne kadar sevdiğimi anlatmak zor. Ama sevmenin de bir bedeli var. O bedel, bazen yıllar sonra bile kaybolmayan bir özlem olarak karşınıza çıkabiliyor.

1. Gözlerim Neden Bu Kadar Uzak?

Geçen yaz, İstanbul’a taşındım. Her şey ne kadar yeni, ne kadar heyecan vericiydi. İstanbul’daki yaşam, her köşesiyle beni çekmişti. İnsanların telaşla koşturduğu, hiç bitmeyen bir şehrin ortasında kaybolmak bir anlamda özgürleştirici hissettiriyordu. Fakat, bir sabah, gözlerim Kayseri’yi, evimi, annemin yemek kokusunu aradı. O kadar kalabalık ve gürültülü bir yerde, bir anda yalnızlık hissettim.

Bunun ne kadar garip bir his olduğunu anlatamam. Bir yanda tüm bu yeni hayatı keşfetme heyecanı, diğer yanda ise her şeyin bana ne kadar yabancı olduğunu fark etme anı… İnsan, bazen neyi kaybettiğini tam anlamadan, sadece bir sabah uyanıp ‘memleketim’ diyor.

Kayseri’de büyürken, her köşe başında tanıdık bir yüz, her sokakta bir hatıra vardı. Oysa İstanbul’da, kalabalıkla birlikte kayboluyor insan. Memleket özlemi, tam da böyle bir anda, bir sabah, telefon ekranına bakarken bastırmadan gelir.

2. Kayseri’nin Kokusu: Hafızaya Göç Etmek

Bir hafta sonu, Kayseri’ye dönme fırsatım oldu. Evime, aileme, tanıdık sokaklara gitmek, içimi ısıtacak gibi hissediyordum. Ama kaybolan bir şey vardı, o da Kayseri’nin o eski dokusu, eski kokusuydu. Her şeyin ne kadar hızla değiştiğini fark etmek canımı acıttı. Her yıl bir şeyler daha değişiyor. O eski taş evler, o eski mahalleler birer birer kayboluyor. Eskiden çocukluğumun geçtiği sokakta, şimdilerde yeni binalar dikilmişti. Duygusal bir kargaşa içindeydim.

Kayseri’nin kokusu bile değişmişti. Annemin mutfaktan yayılan yemek kokusu yerini başka şeylere bırakmıştı. Artık bir lezzet, bir duygunun peşinden gitmek mümkün değildi. Gerçekten de memleket özlemi, bazen gözlerinizin ve aklınızın size oynadığı bir oyun gibidir. Eskiden her şey doğruydu, her şey yerindeydi. Ama zaman geçtikçe, hafızanız da size farklı hikayeler anlatmaya başlıyor. Oysaki, zamanında hiç bu kadar net hatırlamıyordum, değil mi?

3. Fırtına İçindeki Küçük Düşünceler

İstanbul’da kaldığım sürede, bazen bir fırtına kopuyor, bir anda hava kararıyor ve işte o zaman memleketim Kayseri’yi özlüyorum. O zaman bir de fark ediyorum ki, her yerin kendi hikayesi var. Kayseri’nin yokuşlu sokaklarında bir çocukken düşüp, kendini toparlamaya çalışan bir küçük beden var. Ama şimdi, İstanbul’un haşin havası içinde, kaybolan o çocukluğu, kaybolan o neşeyi arıyorum.

Yani, memleket özlemi sadece bir yerin değil, o yerin içinde büyüyen insanın da özlemiymiş meğerse. Çocukken orada oynayan, akşamları evine koşarak giden bir ben vardı. Kayseri’de çocuk olmanın verdiği özgürlük hissini bir İstanbul’da, büyük insanların arasında bulamıyorsunuz. Çünkü orada büyüyorsunuz ama çocuk kalamıyorsunuz.

4. Memleket Özleminin Cevapsız Sorusu

Sonunda şunu fark ettim: Memleket özlemi, aslında bir cevapsız sorudur. Kayseri’ye ne zaman gitsem, orada kaybolan bir şeyleri bulmak istiyorum. Ama bulamıyorum. Çünkü zaman, memleketi de benle birlikte değiştirmiş. Artık o eski sokaklar, o eski yüzler yavaş yavaş kayboluyor ve bir yerde, bir şekilde İstanbul’a, buralara çekiliyor.

Kayseri’yi özlüyorum, ama özlediğim şey yalnızca Kayseri değil. Bazen bir sokağa girdiğimde, bazen bir kahve içtiğimde, bazen bir arkadaşımı gördüğümde memleketin tadını hatırlıyorum. Oysa şimdi fark ediyorum ki, memleketin özlemi sadece bir yerin değil, o yerin içinde kaybolmuş, zamanla birlikte kaybolmuş olan geçmişin özlemidir.

Kayseri’ye dönerken, cebimde kalan anılarımla dönüyorum. Memleket özlemi, tam da böyle bir şeydir: O geçmişin yansıması, o kaybolan anıların peşinden sürüklerken seni geçmişin acı tatlarına, iyi anılarına doğru götürür.

5. Kayseri’ye Geri Dönüş: Bir Umut

Bir süre sonra Kayseri’ye geri döndüm. O eski evim, o eski sokaklar hâlâ yerindeydi. Ama ben değişmiştim. Artık her şey çok farklıydı. O eski “memleket” kalmamıştı, çünkü ben de değişmiştim. Artık her şeyin farkına varıyorum. Kayseri’yi özlemek, aslında sadece oraya geri gitmek değil; orada bir zamanlar kaybolan, bir zamanlar seninle birlikte giden duyguları yeniden hissetmeye çalışmaktır.

Memleket özlemi, insanın zamanla büyüdüğünü ve geçmişle bağlarını kurmanın ne kadar zorlaştığını gösteriyor. Bir yanda o eski çocukluk, diğer yanda değişen bir şehir, bir başka insan… Ama bir şey kesin: Memleketi özlemek, kaybolan bir şeyi, kaybolan zamanı, kaybolan bir ruhu aramak gibidir.

Bazen yalnızca Kayseri’yi değil, orada kaybettiğim benliği özlüyorum. O eski halime dönmek istiyorum, ama zaman çoktan akıp gitti. Her şey yerli yerinde ama bir o kadar da yabancı. Yine de, Kayseri’de yaşadığım anıları bir hazine gibi saklıyorum, çünkü belki de memleket özlemi, kaybolan zamanın hatırlattığı bir yolculuktur.

Sonuç olarak, memleket özlemi bir yerdir, ama aynı zamanda o yerin içinde kaybolan her bir anıdır. O eski günleri, o eski ruhu bulmak, aslında kendini bulmaya çalışmaktır. Ama ne kadar istersek isteyelim, zamanın kaybolanlarını geri getiremeyiz. Memleket özlemi, belki de zamanın bizden alıp götürdüğü bir şeyleri kabul etmekten başka bir şey değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ,
Sitemap
ilbet canlı maç izle