Plaj İngilizcesi Ne? Güneş, Kum ve Kelimelerle Eğlenceli Bir Rehber
İzmir’de yaşıyorum ve güneşin batışını izlerken, genellikle aklımdan geçen şeylerden biri şu: “Bugün de yine plaj İngilizcesi yapmam gerekecek!” Yani, tatilcilerin, yazlıkçıların ve her türlü plaj insanının dilinden anlamak kolay değil. O yüzden kendimi, “Plaj İngilizcesi”nin sessiz kahramanı gibi hissediyorum. Hem gülüp eğleniyorum hem de içimden ‘Yahu, burada doğru düzgün İngilizce konuşuluyor mu?’ diye düşünüyorum.
Evet, doğru duydunuz! Bir plaja gittiğinizde, bir şekilde “Plaj İngilizcesi” denen bir dil ortaya çıkıyor. Bu dil, eğlenceli, biraz komik, biraz da yetersiz ama sonuçta herkesin anladığı bir şey. Gelin, bu garip ama bir o kadar da eğlenceli dilin ne olduğuna birlikte bakalım!
Plaj İngilizcesi Ne Demek?
Düşünün, sırtınızda kocaman bir havlu, gözlerinizde güneş gözlüğü, elinizde bir soğuk içecek… Her şey mükemmel. Ama sonra biri size, “Excuse me, can I borrow your sunscreen?” diye soruyor. Ne yapıyorsunuz? Gözlerinizi kısıp, “Ha? Ne dedin?” diye geri soruyorsunuz. Sonra, güneş kremi ve havlu arasında geçen alışverişi “Plaj İngilizcesi” olarak adlandırıyoruz.
Peki, nedir bu plaj İngilizcesi? Şimdiye kadar duyduğum, duyduğum kadar da tuhaf olan birkaç örnekle açıklayayım:
“How much is the chair?” — Bu aslında normal bir soru gibi gözükse de, burada kelime “chair” bir şezlongu anlatıyor. Şezlong diye bir kelime eksik ya da kullanımı karmaşık olduğundan, plaj İngilizcesinde “chair” kelimesi her şezlongu tanımlar. Ve evet, bazen oturmak için fiyat sormak bile “chair” ile yapılır!
“I want to take a swim.” — Ama bir dakika, burada “swim” kelimesinin çok daha fazla anlamı var. Herkesin bildiği, kulağa güzel gelen havuzdaki yüzme değil. Plajda “I want to take a swim” demek, “şu an suya girip çılgınca eğlenmek istiyorum” anlamına gelir. Bunun içinde her türlü dalga, kum, ayak parmakları arasındaki taşlar ve tabi ki suyun içindeki kaybolmuş bir sürü cips torbası var.
Plajda Kimseye Söz Hakkı Vermez, Plaj İngilizcesi Burada Devreye Girer!
Şimdi biraz “iç ses” moduna geçelim. Bir arkadaşım var, Melis. Melis’le plaja gittiğimizde, İngilizce konusunda biraz sıkıntı yaşarız. Çünkü o, her şeyi o kadar abartılı ve çekingen söyler ki, sadece İngilizceyi değil, tüm plajı konuşmuş oluruz. Geçen yaz şöyle bir şey olmuştu:
Melis: “Excuse me, how much for one of these… things?” (Burada “things” dediği, aslında su üstünde yüzen o yuvarlak, rengarenk şeylerden biriydi.)
Satıcı: “You mean the donut float?”
Melis: “Yes, yes, donut, I want one donut.”
Satıcı: “That’s a float, not a donut, ma’am.”
Melis: “Don’t care, I want one donut!”
Hani “kelimeler neden bu kadar zor?” diyorsunuz ya, işte bu anı tam da o zamanlar hissettik. Plaj İngilizcesi, işte böyle anlarda devreye girer. Bir şekilde herkes, iletişim kurma amacına ulaşır ama bazen kelimeler biraz kaybolur. Yani sonuçta, burada önemli olan gerçekten istediğimiz şeyin ne olduğu. Donut mu, şezlong mu? Kimi zaman “Plaj İngilizcesi” her şeyi birbirine karıştırabiliyor.
Plaj İngilizcesiyle Plajı Keşfetmek: Komik Anlar ve Sözler
Yazın, plajda güneşlenirken hepimizin bir şekilde basit bir İngilizce ihtiyacı oluyor. İster bir şezlong kiralayalım, ister beach volley maçına katılalım, plajda bir şekilde dil bariyerini aşmamız gerekiyor. Bu da en çok “Plaj İngilizcesi” ile gerçekleşiyor. Herkesin bildiği birkaç kelime var ve bir şekilde birbirimizi anlamayı başarıyoruz.
Geçen yaz bir arkadaşım, Erkan (bu da sürekli komik bir tiptir) bir çadır kiralayacakken şu şekilde konuştu:
Erkan: “How much for a tent? You know, the place to sleep?”
Satıcı: “You mean the beach umbrella?”
Erkan: “No, no, not umbrella, the one where you sleep like a king.”
Satıcı: “Oh, you want a tent, okay. That’s more expensive, though.”
Erkan: “King’s price, I can handle it.”
Bazen o kadar absürdleşiyor ki, “Plaj İngilizcesi” deyimi, aslında ne kadar eğlenceli ve bolca yanlış anlaşılmaya açık olduğunu gösteriyor. Ama bu, eğlenceli ve eğitici bir süreç. Yani önemli olan, her şeyi doğru yapmak değil, doğru anlamı iletmektir!
Sonuç: Plaj İngilizcesiyle Eğlenmek
Plaj İngilizcesi, yalnızca doğru kelimeler kullanmakla ilgili değil, aynı zamanda anın tadını çıkarabilmekle ilgili. Bu dil, yazın eğlenceli ve rahat bir hal alıyor. Plajda geçirdiğiniz zaman, aslında kelimelerle değil, insanlarla, eğlenceli anlarla ve güneşin tadını çıkararak yaşanıyor.
Sonuçta, plajda kimse “grammatik hata” yapmanıza takılmaz. Önemli olan keyif almak ve bu dilin içinde eğlenceli bir şekilde kendinizi ifade etmektir. Plaj İngilizcesi ile iletişim kurarken, belki de hepimiz, “Ya şöyle olsa, bu daha kolay olurdu,” diye düşünüyoruz. Ama biliyor musunuz, bazen “yanlış kelime” kullanmak en eğlenceli tarafı olabiliyor.
O zaman, bir dahaki plaj maceranızda, siz de kelimelerle oynayın, gülün, eğlenin. Unutmayın, “Plaj İngilizcesi” sadece bir dil değil, hayatın ta kendisi!