O Gün, Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında
Sabahın ilk ışıklarıyla uyandım; pencereyi araladığımda soğuk bir rüzgâr yüzüme çarptı. Kayseri’nin dar sokakları hâlâ sessizdi, ama içimde tuhaf bir gerginlik vardı. Bugün günlüğüme yazacağım kadar önemli bir şey olacak gibiydi. Yani, ne zamandır kafamın içinde dönüp duran sorular vardı; en büyüğü belki de bu: “ABC İsrail mali mi?” sorusu.
Dışarı çıktım, kahvemi elime aldım ve yürümeye başladım. Rüzgâr yüzüme vururken bir yandan da içimdeki karışık duyguların ağırlığını hissediyordum. Bu soruyu sormak sadece meraktan ibaret değildi; bir yandan da kendi değerlerimi, hayallerimi ve umutlarımı sorguluyordum. İnsan bazen tek bir soruyla kendini tamamen kaybolmuş hissedebiliyor, değil mi?
Küçük Bir Kafe ve Büyük Düşünceler
Kahvemi aldığım kafeye oturdum. Yan masada genç bir çift sessizce tartışıyordu. Arada bir bakışları, arada bir sessizlikleri, benim içimdeki yalnızlığı daha da büyüttü. Defterimi açtım ve yazmaya başladım.
“Bugün yine o soruyu sordum kendime,” diye başladım. “ABC İsrail mali mi? İnsan bunu araştırırken bir yandan dünyayı, bir yandan kendi sınırlarını görüyor. Sanki her cevabın bir kapıyı kapattığı, diğerini açtığı bir labirentteyim. Ve ben bu labirentin ortasında, Kayseri’nin dar sokaklarında kaybolmuş gibiyim.”
Hatta bir ara gülümseyerek düşündüm, nasıl olur da bir soru bu kadar ağır olabilir insanın omuzlarında? Ama işte oluyor. Bazen cevaplar beklendiği kadar net değil, ama soru sormak bile başlı başına bir macera.
Rüzgârın Anlattıkları
Dışarı baktım, rüzgâr saçlarımı savuruyordu. Hissedebiliyordum; bir yandan hafif bir heyecan, bir yandan hayal kırıklığı vardı. Bir proje için umut beslemek, sonra onun belirsizliklerle dolu olduğunu görmek… Tam da böyle bir şeydi. ABC İsrail mali mi? sorusunu düşündükçe içimde bir merak ve aynı zamanda bir korku büyüyordu.
Bazen insanlar bana “Hayatını bu kadar sorgulamak yerine rahatla” diyorlar. Ama ben öyle yapamıyorum. Her şeyden önce kendimle yüzleşmek zorundayım. İçimdeki heyecan ve hayal kırıklığı, umut ve endişe… Bunlar benim yol arkadaşlarım.
Akşamüstü, Şehir Işıklarıyla
Gün yavaş yavaş akşamın turuncusuna büründü. Kayseri’nin ışıkları yanarken bir banka oturdum. Elimde hâlâ defterim, aklımda hâlâ o soru. Ama fark ettim ki, asıl önemli olan sorunun kendisi değil; ona verdiğim anlam.
Bir an durdum ve derin bir nefes aldım. Kalbim hızlı hızlı atıyor, ama buna sevinçle karışık bir huzursuzluk eşlik ediyordu. ABC İsrail mali mi? sorusu hâlâ cevapsızdı ama artık korkutucu gelmiyordu. Çünkü öğrendim ki, bazı soruların cevabı sadece düşünmek, hissetmek ve yaşamaktan geçiyor.
Gece, Düşler ve Duygular
Evime dönerken gökyüzüne baktım. Yıldızlar parlıyordu, sanki her biri bana bir umut fısıldıyordu. Gün boyunca hissettiğim karmaşık duygular bir yandan yorgun düşürürken, bir yandan da içimde bir şeyleri harekete geçiriyordu.
Defterimi tekrar açtım ve yazdım: “ABC İsrail mali mi? Bilmiyorum. Ama bu soru sayesinde kendimi, dünyayı ve küçük umutlarımı daha iyi görüyorum. Belki de önemli olan sorunun cevabı değil; o soruyu sorabilme cesareti.”
O gece yatarken içimde hafif bir huzur vardı. Sanki Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürümek, rüzgârla konuşmak ve düşüncelerimi yazmak bana bir yol göstermişti. Ve ben, hâlâ 25 yaşımda, hâlâ bol bol günlük tutan bir genç olarak, hissettiğim her şeyi saklamadan yaşamaya devam edecektim.
Son Düşünceler
Hayat bazen küçük sorularla büyük duyguları açığa çıkarıyor. ABC İsrail mali mi? sorusu belki bir gün cevabını bulacak, belki de hiç bulmayacak. Ama şu an hissettiklerim, yaşadıklarım ve yazdıklarım bana yetiyor. İçimdeki hayal kırıklığı, heyecan ve umut birbirine karışıyor ve ben bu karışımı seviyorum.
Kendi hikâyem, kendi şehirim ve kendi duygularımla yaşamaya devam ediyorum. Belki bir gün biri bu satırları okuyup benim hissettiklerimi anlayacak. Ve belki o zaman, sadece bir soru değil, tüm yaşanmışlıklar da anlam kazanacak.